Gececi Düşler, Geceye Düşülenler
yolunu şaşırmış birkaç cümlenin konuğuyum… ay hamel burcunda, kısık gözlerle bakıyor olup bitenlere… olup bitmeyenler hayalimde… bir mecusi ayininin tam ortasında zerdüşt’e yalvarıyor cümlelerim… kıvılcımlar düşüyor yıldızlardan… her yanda ateş haleleri… demirci kawa da çıkıp geliyor söylencelerden… yolunu şaşırmış cümlelerde yanmanın hesabına notlar düşüyorum… kelimelerin rehberliğinde bütün dinlerin, söylencelerin içinden geçiyorum… tapınmalarımda tek tanrı yoksulluğu… bir aba ile hırkaya sarıyorum sana olan aşkımı… cennet meyvelerinin albenisine uzak uzak bakıyorum…gece, bütün ihtişamıyla çoğaltırken yalnızlığı ay ikiye bölünüyor avuçlarımda. bayramlık ölülerin arasından geçerken, çocukluğumun düş bahçeleri tarumar oluyor… gece parçalanıyor… kalbimde tuz yanığı sızılarla kalakalıyorum… bir iç geçirişin içinde buluyorum kendimi… bebelerin hangi birine ağlasam… insan canının bunca ucuz olduğu bir dünyada, sureti insan, şeytan bakışlı tiranlar kılıç sallıyor bütün ilkbahar bahçelerine… umutsuzluğun gecedeki karşılığını bulamıyorum…kendimin karşılığını da… gece, sensizliği büyütüyor durmadan… geceye bile kaçamıyorum… büyük aşkların dinleyicisiyim… büyük savaşların… büyük yalnızlıkların… ayrılıkları en çok ben yaşıyorum ya da bana öyle geliyor… kedinin yarasını anımsayıp gülümsüyorum… bir virgül değerinde bile olmayan ömrümü, gecenin buz tutan karanlığına bırakıyorum… uzun sevda masallarının dinlenmediğini biliyorum oysa… yine de uzun uzun anlatıyorum… ayak üstü atıştırmalar gibi aşklar şimdilerde… fast-food aşkların arasında kendimi çok köylü hissediyorum… benim masallarımı dinleyecek miadı dolmuş birkaç kişi bulurum umuduyla anlatmayı sürdürüyorum yine de… anlatmasam ölürüm diye korkuyorum… karanlıkta gaz olup havaya karışacağımdan, beni kimselerin bulamayacağından da… gezginci ozanlardan el almışlığım olmasa kimseler bilmeyecek sana olan aşkımı… kayıt düşmemin sebebi aşkımı ölümsüz kılmak sanılmasın; tek derdim “ben de geçtim aşkın ıslak denizlerinden” demek… ol sebeple kayıt düşüyorum… ol sebepten kayıt düşüyorum aşka, yalnızlığa, kırılmalara, kırımlara, yoksulluklara… biliyor musun gece kuşları maviyi ararmış gecenin içinde karanlığa çarpa çarpa kör olurmuş gözleri dağlı bir ceren su verirmiş onlara kör gözleriyle hep mavi düşünürlermiş dünyayı iyiyi kötüden, yanlışı doğrudan ayırmak ehil insanların işiymiş… yolunu şaşırmış birkaç cümlenin konukluğunda, ay hamel burcunda kısık gözlerle bakarken olup bitenlere; olup bitmeyenlerin hayaliyle bir mecusi ayininin tam ortasına düştüm… zerdüşt’e yalvaran cümlelerden aşk devşirdim… karanlığın suratına çarptım… iki gül dalı filizlendi tan ağartısında… gece kuşları kayboldu mavinin içinde… hayal dergisi, sayı 16




